Tarama Kategorisi

Medine

Taassubun Dincesi

Abdullah İbn Selâm, kavmi­nin baskılarından bir türlü başını kaldıramıyordu. Daha baştan beri, beraber olduğu Yahudi bilginlerinin tazyikinden kurtulamamışlardı ve her de­fa­sında onun aklını çelebilme adına akla hayale gelmedik oyunlar

Ehl-i Kitaba Hitap

Medine nüfusunun çoğunluğunu Yahudiler oluştursa da, belli oranda Hristiyan nüfus da yok değildi. Her iki zümre ile bir araya gelindiğinde konu, ister istemez dini meseleler etrafında dönüp duruyor ve karşılıklı bir alışveriş yaşanıyordu.

Efendimiz’in (sav) yeni bir medeniyet inşası

Allah Resûlü'nün hicretinden sonra Mekke bir mihrap, Medine de bir minber olmuş; Hatib-i Ekmel ü Etemm’ine kavuşmanın tadını çıkarıyor; Hz. Âdem’den bu yana yolların birleştiği yerde yeni bir medeniyet inşa ediliyordu. Zaten, Mekke’de bir

Mekke’nin tehdit mektupları ve Medine’de alınan tedbirler

Mekke'deki Hava Mekkeliler, hiddetle köpürüp şiddet solukluyorlardı; her türlü gücü ellerinde bulundurdukları hâlde zayıf gördükleri insanlar kazanmıştı. İşin şaka götürür yanı yoktu; ne yapıp etmeli Yesrib’i onların başına yıkmalıydı!

Abdullah İbn-i Cahş’ın Nahle Seriyyesi

Hicretin üzerinden henüz on yedi ay geçmişti. Receb ayıydı. Kureyş’in Şam’a gönderdiği kervanın dönüş zamanıydı. Efendiler Efendisi, hala oğlu Abdullah İbn Cahş’ı yanına çağırıp eline bir mektup verdi. Abdullah İbn Cahş yanındaki on iki

Tahvîl-i Kıble

Gerek ilk günden itibaren kılınan nafile namazlarda gerekse İsrâ ve Miraç sonrasında farz kılınan namazlarda hep Kudüs tarafına dönülüyordu.Efendimiz’in, hicretten önce Mekke’de kıldığı namazlarında Kudüs’e dönerken Kâbe’yi de karşısına

Oruç ve zekâtın farz kılınışı

Kıblenin tahvilinin üzerinden bir ay geçmişti. Hicretin ikinci yılının Şaban ayıydı. Cibril-i Emîn, yeni bir müjdeyle geliyordu. Efendimiz, vahiy hâli sona erip de ashâbıyla gelenleri paylaşmaya başladığında, ashâb Ramazan ayı boyunca

Bedir öncesi Medine’den hareket

Hedefte kervan olduğu için, henüz yola çıkmaya hazır olmayıp da mazeret beyan edenler, bu yolculuktan istisna tutulmaktaydı. Bundan dolayı da kimse kınanmayacaktı. İlk günlerden bu yana Efendimiz’den hiç ayrılmayan damat Hz. Osman da,