Browsing category

Peygamber Efendimizin Hayatı

Efendimiz’in (sas) Bir Hassasiyeti: Şevval Orucu

Ramazan-ı Şerif’ten sonra gelen ve ilk üç gününü Ramazan bayramı olarak kutladığımız Şevval ayında (ilk bayram günü hariç[1]) altı gün oruç tutmak, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi aleyhi ve sellem) terk etmediği ve ashâb-ı kirâmı da tutmaları yönünde teşvik ettiği bir sünnetttir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ramazan ile beraber Şevval ayında altı gün oruç […]

İSRÂ VE MİRAÇ

Hira’daki vuslattan bu yana on bir yıl geçmişti. Takvimler, Recep ayının yirmi yedisini gösteriyordu. Bu süre içinde çok gayret edilmiş; ama Mekke akıl almaz bir tepki gösterip bu gayretlere müspet cevap vermemişti. Gerçi, müspet cevap verenler de yok değildi; ama, imanla bütünleşmeleri adına ortaya konulan ölümüne gayretlere karşılık, bırakın müspet cevap vermeyi, koşarak gelmeleri gerekiyordu! […]

Milletinin Helakine Değil Hidayetine Dua Eden Nebi

Allah Resûlü, Mekke’den Medine’ye hicret etmiş ancak kavminden kopmamıştı. Hala kendisini doğduğu ve yetiştiği ve 53 yıl yaşadığı vatanından çıkmak zorunda bırakan Kureyş toplumunu düşünüyor ve onları Hak ile buluşturma adına yollar arıyordu. Bu hususta bir taraftan fiili adımlar atarken diğer taraftan kavlî dualarını da eksik etmiyor, ashabını da özellikle bu mevzuda teşvik ediyordu. Zira […]

Efendimiz’in (sas) Veladeti

Abdulmuttalib’in tevekkül ve teslimiyetiyle birlikte, Ebrehe ve ordusunun başına gelenler dilden dile dolaşır olmuştu. Zihinler bir kez daha silkelenmiş ve Hz. İbrahim’le Hz. İsmail’in dua dua yalvararak inşa ettikleri Kâbe’ye ilişilemeyeceği bir kez daha perçinlenmişti. İşte şimdi dünya, bu duaların kabul edilişini yaşamaya hazırlanıyordu. İnsanlığın beklediği Son Kurtarıcı’ya hamile kalan Hz. Âmine, diğer anne adayları […]

Mümin, Müminin Aynasıdır

“Mümin, müminin aynasıdır. Mümin, müminin kardeşidir, malını o yokken korur ve gelecek kötülüklere karşı etrafını çevirir.” Allah Resulü benzer bir hadiste de: “Mümin müminin aynasıdır. Onun üzerinde bir şey gördüğünde onu alır, atar.” buyurmuştur. Müminin, mümin kardeşinin aynası olması ne demektir? Nasıl ki ayna, kendisini göremez, insan da kendisini göremeyebilir; fakat aynaya bakan insan aynada […]

Peygamber Efendimiz Mümini Tarif Ediyor

Mümin, Maddi ve Manevi Olarak Güçlüdür “Kuvvetli (beden sıhhatine sahip olan bir mümin), Allah yanında zayıf müminden daha hayırlı ve sevimlidir. Ama her birinde de hayır vardır. Sana fayda veren şeye çaba göster, Allah’tan yardım dile ve âciz olma! Başına bir şey gelirse “şöyle yapsam şöyle olurdu” deme! Ancak, “bu, Allah’ın kaderi, O ne dilerse […]

UNUTULAN SÜNNETLERDEN: “SADELİK” 2

Allah Resûlü sade bir hayat yaşadığı gibi ezvâc-ı tâhiratı, evlatlarını ve etrafında bulunan ashabını da sade yaşamaya davet ve teşvik ederdi. Bunun hadis külliyatında pek çok örneklerini vermek mümkündür. Ancak biz bu makalemizde birkaç örnek vermekle iktifa edeceğiz: Sadelikte Ezvâc-ı Tâhirâtı İkazı Hicretin 5. yılından sonra, Müslüman toplumun maddî şartları nispeten iyileşti. Bunun üzerine ezvâc-ı […]

Unutulan Sünnetlerden: “Sadelik”

Günümüzde tüketim çılgınlığı hem sadeliğin hem de insanî değerlerin önüne geçmiş, çevreyi ve hayatı tehdit eder hale gelmiştir. Daha rahat ve konforlu yaşam tutkusu, karaları ve denizleri kirletmekle kalmamış insanlığı da kirletmiş ve bitirme noktasına getirmiştir. Kur’ân, insanoğlunun bu sorumsuzluğuna ve şuursuzluğuna dikkat çekerken şöyle buyurur: “Allah’ın emir ve nehiylerini umursamayan; sadece kendi menfaat ve […]

İftar Verme Sünneti: Toplumsal Dayanışmanın En Güzel Göstergesi

Kur’ân ve Sünnet, Ramazan ayının diğer aylara farklılığını özellikle nazara verir ve mü’minleri bu bereketli zaman diliminde daha fazla ibadet u taata, iyiliğe ve sosyal dayanışmaya yönlendirir. Bu açıdan Ramazan ayı, sadece oruç ve Kur’ân ayı değil Allah ile irtibatı derinlikli bir şekilde gözden geçirme ve yıl içerisinde bırakılan eksikleri tamamlama ve bütün çeşitleriyle iyiliklerde […]

Efendimiz’in Müjdesi Işığında Tükürüğün Sırları

Risale-i Nur’da peygamberlerin mucizelerinden bahsedilirken, ilimlerin zaman içindeki bilgi birikimi ve gayretlerle gelebileceği seviyelere dikkat çekilir. Mesela Hazreti İsa’nın (aleyhisselâm) mucize olarak ölüleri diriltmesi ve körlerin gözünü açmasından hareketle tıbbın nihaî hedefi tayin edilir. Bu misallerden anlaşıldığı kadarıyla Rabbimiz mânen, “Ey kullarım, Ben Resullerim vasıtasıyla bu harika hadiseleri mucize olarak gösterdim. Siz kâinat kitabımı iyi […]