Browsing tag

medine

Efendimiz (sas), Gençlerle Geleceğe Yürümüştür!

Firavun, Mısır halkını ve bütün usta sihirbazlarını bir meydana toplamıştı. Maksadı, Hz. Musa’yı (aleyhisselâm) mağlup etmek, toplum nezdindeki konumunu ve itibarını korumaktı. Firavun, mahir sihirbazlarına; sihirbazları, hünerlerine; Hz. Musa da Allah’a güveniyordu. Müsabaka, sihirbazların hünerlerini sergilemeleriyle başlamış ve büyülenen gözler, Hz. Musa’ya dönmüştü. O ise Allah’a dayanarak asasını meydana atıvermişti ki inayet-i ilahî ile bir […]

Çile ve İmtihan Boyutuyla Asr-ı Saadet Hicretleri

Rahimde kalan çocuk, tohumda kalan ağaç, yumurtasında kalan civciv, dağında kalan maden, sedefinde kalan inci, kaynağında kalan su, kafada kalan fikir, indirildiği yerde kalan din, inkişaf edemez, büyüyemez ve insanlığa mal olamaz. Doğum, filiz verme, çatlama, çıkarılma, ayrılık, akma, davet ve hicret, dinamik hale gelmenin, dünyaya açılmanın ve geleceğe yürümenin bir başka adıdır. Ama bunların […]

Sakın Terk-i Edepten

Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-ı Hüdâdır buNazargâh-ı İlâhîdir Makâm-ı Mustafâ’dır bu Felekde mâh-ı nev Bâbü’s-selâm’ın sîne-çâkidirAnun kandilidir hûr matla-i nûr u ziyâdır bu Resûl-i Kibriyâ’nın hâbgâhıdır hakîkatdeTefevvuk-kerde-i arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ’dır bu Bu hâkin pertevinden oldı deycûr-ı adem zâil‘Amâdan açdı mevcûdât dü çeşme tûtiyâdır bu Müra’ât-i edeb şartiyle gir Nâbî bu dergâhaMetâf-ı kudsiyândır bûsegâh-ı enbiyâdır bu […]

Ci’râne’den Medine’ye Hareket (18 Zilkâde 8 Hicrî)

Hicretin sekizinci yılı Ramazan ayının onunda Hudeybiye Anlaşması’na ihanet edip 23 Huzaalıyı katleden ve kendilerine sunulan çözüm tekliflerini kabul etmeyen Mekkelilerden hesap sormak için harekete geçen Allah Resûlü, önce Mekke’yi fethetmiş, sonra Müslümanlara saldırı hazırlığı yapan Hevazinlileri Huneyn’de mağlup etmiş ve ardından da her vesileyle Müslümanlara saldıranlara destek çıkan Taif’i kuşatmıştı. 19 gün süren kuşatmayı […]

Medine’nin Ahzab Ordusu Tarafından Kuşatılması (1 Zilkâde 5)

Ahzab ordusunun Medine’yi yakıp yıkmasının önünü almak için muhtemel saldırı noktalarına kazılan hendekler dün akşam itibarıyla tamamlanmıştı. Bu arada Ebû Süfyan komutasındaki ordu da Medine’ye iyice yaklaşmış ve savaş kapıya dayanmıştı. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), o ana kadar kazım işinde kendilerine yardımcı olan çocuklarla kadınların geri çekilerek muhkem yerlere dönmeleri emrini vermişti. Medine’ye […]

Benû Kaynukâ Kuşatması (17 Şevval 2 Hicrî)

Benû Kaynukâ, Medine’de yerleşik üç ana Yahudi kabilesinden birisini oluşturuyordu ve hicret sonrasında yapılan anlaşmada bu kabilenin de imzası vardı. Abdullah İbn Selâm’ın kabilesiydi bu. Müslüman olduktan sonra Abdullah İbn Selâm’ı da çok sıkıştırmış ve bu tercihini bir türlü hazmedememişlerdi. Son gelişmeler, onların bu anlaşmaya sadık kalmadıklarını gösteriyordu. Zira Bedir’de kazanılan zafer, ciddi manada onları […]

Fetih Ordusunun Medine’den Hareketi (10 Ramazan 8 Hicrî)

Mekkeliler, Hudeybiye anlaşmasına ihanet etmiş; Efendimiz’le anlaşmalı bulunan, çoğunluğu kadın ve çocuk 23 Huzaalıyı öldürmüşlerdi. Üstelik olayla alakalı Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerine teklif ettiği şartları da kabul etmemişlerdi. Bunun üzerine Allah Resûlü, yaklaşık 12 bin kişilik bir orduyla oruçlu bir şekilde Medine’den hareket etti. Allah Resûlü, Mekke’ye kan dökülmeden girmek istiyordu. Bundan dolayı […]

Medine’de Kuraklık ve Yağmur Duası (6 Ramazan 6 Hicrî)

Hicretin 6. yılının Ramazan’ına Peygamber Efendimiz ve Medine halkı kuraklığın gölgesinde girmişti. Allah Resûlü Cuma namazını kıldırdıktan sonra mübarek ellerini açmış ve üç defa “Al­lah’ım, bize rahmetini gönder!” diyerek dua etmişti. Bunun üzerine ashâbından Hz. Ebû Lübâbe ayağa kalkmış ve “Yâ Resûlallah, ambarda hurma var. Yağmur yağarsa zarar görebiliriz!” demişti. Ebû Lübâbe kıtlık ve kuraklığında […]

“Uhud bizi sever biz de onu!” (1 Ramazan 9 Hicrî)

Uhud’da yetmiş kişi şehit düşmüş ve Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) başta olmakla Müslümanlar ciddi şekilde yaralanmıştı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu manzaranın insanların kalbinde Uhud’a karşı bir küskünlük oluşturmaması, vefasızlık ve uğursuzluk isnadında bulunulmaması için Tebük dönüşü Uhud’un eteklerinden geçerken, uzun uzadıya bu dağa bakmış ve ardından da ashâbına dönüp: “Uhud öyle […]