Browsing tag

Efendimiz

“Bu, bizim de hoşumuza gider yâ Resûlallah!” (16 Zilkâde 8 Hicrî)

Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Huneyn’de esir alınan insanlar ve ganimetlerle alakalı hükmü vermeden önce 35 gün Hevazinlilerin pişman olup gelmelerini beklemiş ama onlardan bir hareketlilik görmeyince dün esirleri ve ganimetleri dağıtmıştı. Bugün başlarında Züheyr İbn-i Surad olduğu hâlde on dört kişilik Hevâzin hey’etinin Ci’râne’ye doğru geldiği görüldü. Aralarında, Efendimiz’in süt amcası Ebû Bürkân […]

Efendimiz’in (sas) Ci’râne’de Ensara Yaptığı Konuşma (15 Zilkâde 8 Hicrî)

Allah Resûlü’nün Huneyn’de elde edilen ganimetleri herkese dağıttıktan sonra “Kendi payına düşen beşte biri” kalplerini kazanmak ve gönüllerini İslam’a daha da ısındırmak için Mekke’nin ileri gelenlerine dağıtması bazı insanlarda rahatsızlık meydana getirmişti. Henüz işin gerçek boyutunu kavrayamayan bu insanlar, aralarında oturmuş şunları konuşuyorlardı: – Allah (celle celâluhû), Resûlullah’a mağfiret buyursun; gerçekten de bu garip bir […]

Öfke Ateşi ve Aile İçi İletişim (1)

İnsanın şahsî, ailevî ve içtimaî hayatında imtihana tabi tutulduğu duygularından birisi de öfke duygusudur. İslam ahlakçılarının kuvve-i gadabiyye olarak adlandırdığı bu duygu, nefis mekanizmasının, içinde kin, nefret, haset, intikam ve düşmanlık duygularını da barındıran bir yanıdır. Nefisle irtibatlı olmasından dolayıdır ki insanın kalbine ve diğer duygularına da tesir eden bir yapıdır. Dolayısıyla ailevî ilişkilerde sevgi, […]

Efendimiz (sas) Ci’râne Yolunda: “Kamçı sana mı değiyor?” (3 Zilkâde 8 Hicrî)

Dün Taif kuşatmasını kaldıran Allah Resûlü, gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Ci’râne’ye doğru harekete geçti. Huneyn’den sonra Ci’râne’de, altı bin esir; Hevâzinlilerin geride bıraktığı kırk binden fazla koyun, yirmi dört bin deve bulunuyordu! Bunun yanında dört bin ukıyye gümüş ve miktarı bilinmeyen başka emtia da vardı. Bunlarla alakalı hükmün verilmesi ve ganimetlerin dağıtımının yapılması gerekiyordu. Karnu’l-Menâzil’e geldiklerinde […]

Hz. Âişe Validemizle Müsabaka (29 Şevval 4 Hicrî)

Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Bedir için ashâbıyla birlikte Medîne’den hareket etti. Bedir’e ikinci kez gidiliyordu; Uhud’dan ayrılırken Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) seslenen Ebû Süfyân: – Bedir’de siz, şimdi de biz galip geldik; önümüzdeki yılın başında Bedir’de yeniden karşılaşıp savaşalım ki esas galibin kim olduğu ortaya çıksın,[1]demiş ve yeni adres olarak yine Bedir’i […]

Allah Resûlü’nün Hayatında İhtiyat ve Temkin

Tebliğde esas olan açıklık ve şeffafiyettir. Mükellefiyet şartlarına (irade, akıl, buluğ) sahip olan her fert, dinin muhatabıdır. Peygamberlerin vazifesi de ilahî mesajı, bütün muhataplarına ulaştırmak; onları, bunları kabule ve yaşamaya davet etmek, kendisine tabi olanlara ilahî hak ve hakikatleri, emir ve nehiyleri, helal ve haramları, talim buyurmaktır. Bu manada onlar, dine ait hiçbir emri gizlemedikleri […]

Peygamber Efendimiz’in (sas) Hayatında İtikâfın Yeri ve Önemi

Istılahta, bir yerde bekleme, durma ve kendini bir şeye adama, vakfetme mânâsına gelen itikâf; akıl, bâliğ veya temyiz kudretine sahip bir Müslüman’ın namaz kılınan yahut ibadet yapılan bir mekânda ibadet niyetiyle bir süre bulunması demektir. İtikâf için belli bir süre (zaman) sınırlaması yoktur. Bu, kısa süreli olabileceği gibi, günleri, ayları hattâ yılları ve bütün bir […]

Efendimiz’in (sas) Hz. Âişe Validemizle İzdivacı

Hz. Hatice validemizin vefatından sonra bir müddet yalnız yaşayan Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Osman İbn Maz’ûn’un hanımı Hz. Havle’nin devreye girmesiyle hicret öncesinde Sevde validemizle evlenmiş; aynı zaman zarfında Hz. Âişe validemizle de nişanlanmıştı. Bu nişanlanmada da baş rolü, yine Hz. Havle oynuyordu. Bu sıralarda İnsanlığın İftihar Tablosu da, üst üste iki kez rüya […]

Bedir’de Efendimiz’in (sas) duaları

Sebepler açısından yerine getirilmesi gereken her şey tamamdı ve artık zaman, Müsebbibü’l-Esbâb’a yönelme zamanıydı. Karşı tarafta biriken insanların sayısı Müslümanların üç katıydı ve o günkü savaşlar, doğrudan insan gücü üzerinden cereyan ediyordu. Sayıca az oldukları hâlde çokların üstesinden gelebilmek için Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), önce kıbleye yönelip iki rekât namaz kıldı ve ardından da, […]

Cuma günü ve sünnetleri

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Cuma gününü üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün olarak tarif eder. Hz. Âdem’in o gün yaratıldığını, o gün cennete konulduğunu, o gün cennetten çıkarıldığını ve kıyametin de cuma günü kopacağını bildirir. Haftanın en bereketli ve en faziletli günü olan Cuma’yı, faziletli yapan Cuma namazı ve öncesindeki hutbedir. Müslümanların bir […]