Browsing tag

Allah Resûlü

Allah Resûlü (sas) Zî Tuvâ’da (4 Zilhicce 10 Hicrî)

Bugün, yolculuğun dokuzuncu günü. Daha farklı bir ifadeyle hac kafilesinin Mekke’ye daha yakın olduğu bir gün. Yaklaştıkça sayısı daha da artan kafilenin heyecanına diyecek yok. Geceleyin yürüyenlerin her adımı, onları vuslata yaklaştıran ayrı bir heyecan demek! Semadaki yıldızların altında, onlara paralel yürüyen yıldızlarıyla birlikte Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), sabaha yakın bir zamanda Merrü’z-Zehrân’a […]

“Akîl bize ev mi bıraktı ki!” (4 Zilhicce 10 Hicrî)

Hac yolculuğunun son gününde Mekke’ye ulaşan Allah Resûlü, Zî Tuvâ’da konaklamıştı. Akşamın bir vakti huzura giren Hazreti Üsâme, “Yarın nerede kalacaksınız yâ Resûlallah?” diye bir soru sordu. O, Allah Resûlü’nün konaklayacağı yeri hazırlamakla vazifeliydi. Ancak bu sefer durumu kendisine sorma ihtiyacı hissetmişti. Zira Peygamber Efendimiz, Fetih günlerinde yerleşim alanının dışında konaklamıştı. Resûlullah’ı duygulandıran bir soruydu […]

Allah Resûlü (sas) Cuhfe’de (2 Zilhicce 10 Hicrî)

Hac yolculuğu Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) rehberliğinde devam ediyordu. Namaz kıldıktan sonra Ezrak vadisini arkada bırakan Efendimiz ve ashâbı, artık Mekke’ye daha yakındırlar. Zira adım attıkları Cuhfe, Mekke’ye 187 kilometre mesafededir. O gün istirahat için burada konaklanmış, havaların serinlemesini beklemek için gün boyunca Cuhfe’de kalınmıştı. Bu dinlenme esnasında vakti giren namazlar, “Hum” adı […]

Ci’râne’den Medine’ye Hareket (18 Zilkâde 8 Hicrî)

Hicretin sekizinci yılı Ramazan ayının onunda Hudeybiye Anlaşması’na ihanet edip 23 Huzaalıyı katleden ve kendilerine sunulan çözüm tekliflerini kabul etmeyen Mekkelilerden hesap sormak için harekete geçen Allah Resûlü, önce Mekke’yi fethetmiş, sonra Müslümanlara saldırı hazırlığı yapan Hevazinlileri Huneyn’de mağlup etmiş ve ardından da her vesileyle Müslümanlara saldıranlara destek çıkan Taif’i kuşatmıştı. 19 gün süren kuşatmayı […]

Sahabe Arasında Yaşanan Gerginlikler ve Nebevî Dokunuş

Allah ve Resûlü, İslam toplumunun iki cihan saadeti adına inananların birbirleriyle münasebetine büyük ehemmiyet verir. Kur’ân ve Sünnet’te öncelikle mü’minlerin sadece kardeş oldukları bildirilir; kardeşlik hukukuna riayet etmeleri istenir. Farklı azalardan oluşan tek vücut haline gelmelerinin, birbirlerinin acılarını ve sıkıntılarını sinelerinde hissetmelerinin, birbirlerine destek olmalarının ve birbirlerini sevmelerinin gerekliliğine işaret edilir. Darılmanın ve dağınıklığa düşmenin, […]

Şeybe İbn-i Osman’ın, Efendimiz’e (sas) Suikast Girişimi (11 Şevval 8 Hicrî)

Müslümanların Medine’ye hicretine rağmen Mekkelilerin kin ve nefreti bitmemişti. Onlar her fırsatta şiddete başvuruyor ve Medine’ye sürekli savaşa zorluyorlardı. Neticede yakınlarını savaş meydanlarında bırakıyor ve bu kısır döngü onların düşmanlıklarının daha da artmasına sebep oluyordu. Kin ve nefrete, intikam duyguları ekleniyor, öfkeler kabardıkça kabarıyor ve kafalar öç almaktan başka bir şey düşünemez hâle geliyordu. İşte babası Ümeyye İbn-i Halef’i Bedir’de bırakan Safvan İbn-i Ümeyye […]

“Onların bize karşı bir saldırganlık arzusu yoktur!” (9 Şevval 3 Hicrî)

Medine’ye saldırmak için yola çıkan Mekke ordusuna komutanlık yapan Ebû Süfyan, Ebvâ’ya vardığında Amr İbn-i Sâlim ve arkadaşlarının bir gün önce Mekke’ye gittiklerini haber aldı ve “Allah’a yemin ederim ki onlar Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gitmiş ve hareketimizi O’na haber vermişler, O’nu sakındırmışlar ve sayımızı O’na bildirmişlerdir. Onlar şimdi kalelerine sığınırlar. Öyle görünüyorki biz […]

“Uhud bizi sever biz de onu!” (1 Ramazan 9 Hicrî)

Uhud’da yetmiş kişi şehit düşmüş ve Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) başta olmakla Müslümanlar ciddi şekilde yaralanmıştı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu manzaranın insanların kalbinde Uhud’a karşı bir küskünlük oluşturmaması, vefasızlık ve uğursuzluk isnadında bulunulmaması için Tebük dönüşü Uhud’un eteklerinden geçerken, uzun uzadıya bu dağa bakmış ve ardından da ashâbına dönüp: “Uhud öyle […]

Farz Orucun Tutulduğu İlk Gün (1 Ramazan 2 Hicrî)

Hira’da ilk vahyin nuzulüyle başlayan İslam dininin esasları ve hükümleri, tedrici bir şekilde inmeye devam ediyordu. Takvimler risaletin on beşinci, hicretin ikinci yılı Şaban ayının 28’ini gösterirken İslam’ın temel şartlarından olan Ramazan orucu Müslümanlara farz kılındı. İki gün sonra hilalin gözükmesiyle Allah Resûlü ve ashabı, ilk defa farz olan Ramazan orucunu tuttular. Peygamber Yolu

İnsan, Emniyet ve İslam

İnsan, yaratılış keyfiyeti ve donanımı itibarıyla Allah’ın isimlerinin üzerinde tecelli ettiği mükemmel bir varlıktır. Ancak varlığını devam ettirme ve donanımını kullanma adına hem muhtaç hem de acizdir. Yüce Yaratıcı değişik zıtlıkları âdeta onda cem etmiştir.  Acizliğine bakan tarafıyla en büyük ihtiyacı emniyettir. Her an her türlü tehlikeyle karşı karşıya kalması muhtemeldir. Canı için arzu ettiği […]